Hayat sürprizlerle dolu!

Hayat sürprizlerle dolu!

5 Ekim 2018 0 Yazar: rumeysa sariarslan

Hayat sürprizlerle dolu!

Ne olursa olsun hayata bir şans vermek ve sonsuz yaratımın gerçekleşmesini sabırla beklemek lazım.

Hepimiz aşağı yukarı yaşayacağımız hayatın belli olduğunu düşünürüz. Çoğu şeyi bildiğimizi düşünüyoruz. Ancak bilme sanılgısından vazgeçebilsek ve bilmediğimiz ama mutlu olduğumuz bir dünyada yaşamayı kabul edebilsek acaba hayatlarımız nasıl olurdu? Bilinmezi keşfetmek için merak, cesaret ve sabır gerekebilir.

Beklenen, bilinen hayatlardan fazlasını veya farklısını yaşayan binlerce örnek var gözümüzün önünde. Ancak biz fark etmediğimiz bu hayatları ya da zor süreçleri anlamaya çalışmak yerine görmezden gelerek, hayatın kolay formülünü aramaya hevesle devam ediyoruz. Kimilerimiz bu uğurda uzun zaman hayal kırıklığı yaşadıktan sonra hayatın kolay bir formülü olmadığını kabullenebiliyor. Kabullenemeyenler ise artık geri dönüşü yok, tükürdüğümü yalayamam misali, kendini yeniliklere kapatıyor. İdareten yaşıyor. Yani bilmediği bir zorlukla mücadele etmek zorunda kalmaktan korkuyor.  Böylece kapı içeriden kapandığı için yenilikler ve güzellikler de bu kapıya bir daha uğramıyor.

Hayat Aramaktır

Bir insanın doğup büyüdüğü yerde yaşayıp ölmesi, romantik bir sanat eseri gibi görünse de neredeyse bütün örnek başarılar gurbet ellerden geçmiştir. Örneğin tasavvuftan Yunus Emre, Şemsi Tebrizi, bilimden Aziz Sancar, Canan Dağdeviren, sanattan Barış Manço, Fazıl Say yeryüzünü görmek, en iyiyi keşfetmek için yer değiştirmiştir. Çok gezen mi çok okuyan mı bilir tartışması da gezmenin öğrenmede ve ilerlemedeki önemini vurguluyor. “Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa yerini değiştir, ağaç değilsin.” Demiş Jim Rohn.

Bütün bunlar; alışılmış konfor alanında güvende hissetmekle, çevrenin tamamen değişmesi arasında seçim yapmak demek olunca, çok düşünmeden herkes kendi seçimini yapmış görünüyor. Ancak yerinde saymaya devam edenlerin hayattan tatmin olamamaktan şikayet etmeleri mantıklı olmasa gerek. Kısa vadede konforunu düşünen, uzun vadede bundan pişmanlık duyuyor. Zorluktan kaçarken aslında daha kalıcı zorluk yaşıyor. Çünkü değişimi engellediğinde hayatın akışını engelliyorsun. Her gün aynı alışkanlıkları sürdüren ve hiçbir şeyi değiştirmeyen insanların beyinlerinde sinir ağlarının zayıfladığı ve zekanın yavaş yavaş köreldiği biliniyor. Yeteneklerini kaybeden beynin mutlu hissetme ve tatmin olma özelliği de zayıflıyor. Hayatın yolunda gitmesini, sürekli sizi mutlu edecek değişiklikler olmasını istiyorsunuz ama bu değişikliklerin size gelmesi için hiçbir şey yapmıyorsunuz.

Hayat Değişikliktir

Sadece maddeten yer değiştirmek değil zor olan. Bazen manen yer değişikliği yapmak da gerekebiliyor. Seni olmak istemediğin birine dönüştüren insanlardan, zalimlerden, cahillerden veya sadece seninle kurduğu iletişim kusurlu olanlardan uzak durmak, görüşmemek, yalnız kalmayı ve yalnız hissetmeyi göğüslemek de, uzun vadede mutlu edecek, seçilebilen zorluklara örnek. Stres, negatif insanlar, toksik ilişkiler hayatımıza kalıcı hasar veriyor. Biz ise çoğu zaman bu insanları sevdiğimizi sanarak ya da olumlu tarafları da olduğunu iddia ederek hayatımızda tutmaya devam ediyoruz. Böylece ne uzuyoruz, ne kısalıyoruz.

Kendimizle yüzleşemediğimiz, tefekkür edip, sabır gösteremediğimiz için bu kaotik terk edemeyişlerin esiri oluyoruz. Yaşadığımız şehri, sevdiğimiz insanı, düşünme biçimimizi, bakış açımızı değiştiremediğimiz için aynı insan olmaya devam edersek, hayat da bize aynı şeyleri sunmaya devam edecektir. Oysa mucizelere inanmak öyle mi! Önce biraz sessizlik olacak hayatınızda ama sonra bekledikleriniz, hayalleriniz gerçekleşecek. Huzurlu bir ömür sürmenin keyfi bir başka gelecek ve iyi ki diyeceksiniz. Hayatın kalıcı hediyesiyle mest olacaksınız. İyi ki dersiniz!

Sevgilerimle.

Yazımı beğendiyseniz benzer bir yazım için tıklayınız.