Yeni Şeyler

Yeni Şeyler

25 Haziran 2018 0 Yazar: rumeysa sariarslan

Yeni Şeyler

İçimde bir şeyler yıkılıyor. Asla eskisi gibi olamayacağını bildiğim bir şeyler yenileniyor. Aynı şarkıyı uzun süreden sonra dinlediğimde aynı duyguyla geçmişe götürmesi gerekirken, bambaşka hissettiriyor. Melodiyi, sözleri adım gibi biliyorum ama sanki ilk defa dinliyorum.

Sokaktan geçen terli insanların parfüme karışmış kokularını, suratımı buruşturmadan ilk defa kokluyor gibi, bu da nesi, diye şaşırıyorum. Basit sözleri olan popüler şarkıları, gözlerimi kapatıp uçsuz bucaksız çimlerde, meltemi tenimde hissederek dinlediğimi hayal ettiğim gibi yapıyorum yine. İlk defa dinliyormuş gibi.

Ama bütün bunlar olurken sanki kendime iyi gelecek olanı seçmek zorunluluğunun baskısını ensemde hissediyorum. Tozpembe renginde ve çoktan kucak açtığım bir baskı. Hayatın sınamalarından geçerken, rahat ve gevşek güzelliklerini hissederek ilerlerken, aklımla gelinebileceğini bilmediğim diyarlarda canlı canlı ilerliyorum. Her ayağımı atışımda cesur bir sokak kedisinin hayatı sahiplenişi gibi, bilindik zorluğun içinde kayıyorum.

Kötü güzele, güzel kötüye karışıyor. Bir oluyorlar. Deneyimler öyle bir yere varıyor ki, sözler düğüm oluyor, anlatacak ifadeler yetersizliklerini haykırarak, kapıyı vurup bir daha gelmemecesine gidiyorlar. Kalem bu yeniliği yazabilmesi için yeni bir dil icat edilmesi gerektiğini düşünüyor.

Sabah ‘günaydın!’ ları daha olgun, ‘iyi günler’i kendinden emin. Selamı karşılayan bir çeyrek saniye duruyor, farklılığı hissediyor, bilinçaltının bu yeniliği sezdiğinden belki de habersizce değişikliği görüyor, şaşırıyor ve kabulleniyor. Selamın sahibi ise tedirgin. Hayatın yeni lugatına yabancı.

Selam her zamanki selam değil, bulutlar her zamankinden daha farklı. Sokaklar, kaldırımlar kendisine doğru yaklaşıyor. Sistemli bir şekilde görüntüler akıyor. Kendilik algısı yok oluyor ve bu durum inanılmaz bir hafiflik kazandırıyor. Kolay yaşam.

Kırılan, dökülen, restore edilen gerçeklikler bambaşka bir bakışın, bambaşka bir müziğin, bambaşka bir algının kapılarını açıyor ama bunun bir yıkım olduğunu, eski olanın asla geri kazanılamayacağını, doğum gününde suratına yapıştırılan pasta şakası gibi yüzüne vuruyor.

Sanki ilk çocuğun defalarca evini yakmaya çalışmış ve sen yeniden hamile olduğunu öğrenmişsin. Şimdi yeni bebeği yok edemeyeceğine ve iki kardeşe bir arada bakamayacağına göre tehlikeli ilk çocuğunu ıslah evine vermenin burukluğu ile yeni bebeğinle sıfırdan bir hayata başlamanın sevincini yaşıyorsun. Eski evladını kaybetmek her ne kadar acıysa da, yeni bebeğini kazanmak ve onunla başlayacak yeni bir hayat umudu var. Devamında da bilinmezlik.

Bu iki durum, eski alışkanlık ve yeni bilinmezlik ateri oyunlarındaki gibi dövüşe tutuşmuşlar. Sen ise taraf tutmuyorsun. Her round berabere bitiyor, biliyorsun. Artık hayatında tutabileceğin hiçbir taraf kalmamış.

Yazımı beğendiyseniz benzer bir yazı için tıklayın.

Sevgilerimle.