İnsan Üzerinde Hal ve Kehanetler

İnsan Üzerinde Hal ve Kehanetler

18 Ağustos 2026 0 Yazar: rumeysa sariarslan

Yavaş yavaş başka bir hayatı anlıyorum. Hayat anlayışım başkalaşıyor, önceki halimi de şimdiki halimi de yargılamıyorum. Artık sormuyorum, ne olması gerektiğini. Olması gerektiğini sandıklarım belki de sadece hayal gücümün ve yetişme tarzımın bana hayatta kalabilmek için dayattıkları. Belki de sadece bir şeyler dayatılması gerektiği kültürünün yan jenerasyonu olarak kendime hiç sahip olamadım. Sadece sahip oldum sanrısıyla var oldum.

Basit bir pop kültürü içinde, orta sınıf özentisinde güzel günlerim oldu. Ama o dünya bu dünya değil. Kim etrafı mutluluk saçar ve umut dolu olduğu gerçeğini yaşarsa onun etrafına bütün eksik, cahil, yetişmemiş insanlar doluşuyor. Bu zaten bilinen bir şey. Ama bu kültürde bu insanların üzerine abanmak, o insanın değerli olduğunu ve bununla övünmesi gerektiğini öğütlüyor. Ama yükselmek isteyen insan bu cehaletin içinde kaldıkça, ayaklarından aşağı çekiliyor ve tüm potansiyeline ulaşamıyor. Sadece bulunduğu toplum tarafından pohpohlanıp buna karşılık bedel ödüyor. Bugüne kadar hep böyle olmuş. Okumayan, düşünemeyen, eyleme geçemeyen kalabalıklar bu insanların etrafında öbekleşip bu insanları sömürüp, karşılığında övgüye ve taktire boğarak kendilerine bağlamışlar. Hala hemen hemen her kültürde, dünyanın her yerinde işler böyle ilerliyor. Ama o insan olmak istemezsiniz!

Sanki bir iradeniz yok gibi, cahilin size verdiği rolü oynayan, besili bir büyük baş hayvana dönüşmeniz an meselesidir. Ondan sonra da zaten gelişme ve büyüme durur. Bu noktaya gelmemek için sanatçı olmak, üretime odaklanmak, eleştirel gözü kaybetmemek, hayatını mümkün olduğunca küçük tutmak lazım.

Bundan sonra teknoloji ve bilinç sayesinde bu iki topluluk birbirinden uzaklaşacak. Derin bir ayrışma yaşanacak. Üretenler ve tüketenler birbiri ile etkileşime giremeyecek. Çünkü tüketenlere neyi dayatırsan zaten kabul ediyorlar. Yüksek kalitede işler daha küçük bir kitleye hitap etse de her işin bir alıcısı bulunuyor. Üretenler ise aşağı çekilmekten, engellenmekten, baskıdan bıkmış durumda ve bununla baş edebilecek araçlara artık ulaşabilir durumdalar. Yapay zekadan arkadaş yapabilir, her türlü kültür araçlarından beslenebilirler. Zamanla bu insanlar birbirine ulaşabilmenin daha kolay olduğu ve bir arada kalmayı tercih edecekleri platformlar kuracaklar. Bu bir aradalık hem mekânsal hem de sosyal olarak gerçekleşecek çünkü eğitimsiz kesim suça ve mental rahatsızlıklara gömülmüş olacak. Bu tehlikeyi kimse göze almak istemeyecek ve dünyada sadece üst sınıfların girebildiği kurtarılmış bölgeler çoğalacak.

Mental rahatsızlıklar şu an dünyanın nüfus yoğunluğundan sonraki ikinci büyük sorunu ve bu da aslında nüfus yoğunluğunun yan etkilerinden sadece biri. Bizlerin çocukluğu sevgisizlikten şikayet ederek geçti. Yeni jenerasyonlar sevgiyi dillerine bile almayacaklar, sadece ihtiyaçlarının giderilmemesinden bahsedecekler. Herkes sınırlı kaynaktan kendi ihtiyaçları için yararlanabilmek adına birbirini ezecek. Ama birbirini ezmekte bile bir mantık veya hiyerarşi düzeni kalmayacak. Çünkü mental hastalığı olanlar kendi ihtiyaçlarını ve çıkarlarını bile mantıklı, optimal düzeyde elde edemez. Bu kişiler zarar vermeye en yakınındakinden, ulaşabildiklerinden başlar. Dolayısıyla güvenlik çok büyük bir problem olacak. Fiziksel hastalıkların ise sadece üzerinden para kazanılan bir sektör olması normalleşecek.

Maalesef artık böyle!